Kaynağını dilbilimci Austin'de bulan bu yaklaşım, dilin kullanımının özellikleri (konuşmacıların motivasyonları, tepkileri, söylem tipleri, söylemlerin konuları, vb.) üzerinde durur. Bu yaklaşıma göre, bir ifadenin anlamı iki faktöre bağlıdır: Bir yandan cümlenin anlamına, öte yandan ifadenin içinde yer aldığı dilsel (lengüistik) veya dil-dışı bağlama.
Bu anlamda, salt dilsel yapıların biçimsel özellikleri (sentaktik boyut) veya dilbilimsel birimler ile dünya arasındaki ilişkiler (semantik boyut) üzerinde duran yaklaşımlardan ayrılır. Austin'e göre (1962) "bir ifade, yanlış veya doğru olmaksızın bir işlev görebilir ve söylemde bir başka anlam tipi araştırmayı başlatır; bu anlam, söylemin dediğiyle değil, yaptırttığıyla ilgilidir ve bu, dilin pragmatik boyutudur".
Dilin pragmatik boyutunu vurgulayan çeşitli filozoflar (Ryle, Searle, Rorty, vb.) dilin rasyonellik ve objektiflik temelinde geliştirilen modellerine karşı, dilin günlük yaşamdaki kullanımlarına dikkat çekmişlerdir. Günlük yaşamdaki dil oyunları, Palo Alto Ekolü mensuplarının (Watzlawick, vb.) davranış analizlerinde önemli bir yer tutmaktadır.
19 Haziran 2008 Perşembe
Zihniyet
Freud tarafından önerilen bu iki ilke (pleasure principle- principle of reality), psişik İşleyişi yöneten iki ilkedir. Birinci ilke, sınırsız ve engelsiz olarak zevk sağlama ve acıdan kaçınmayı (örneğin bebeğin anne memesini emme durumu), ikincisi ise zevk ilkesine, dış gerçekliğe uyum açısından zorunlu bir takım sınırlar getirmeyi öngörmektedir.
Etiketler:
metafizik,
psikoloji,
ruhsal,
ruhsal denge,
ruhsal denge ruhsal psikoloji metafizik,
Zihniyet
Zevk-Gerçeklik İlkesi
Freud tarafından önerilen bu iki ilke (pleasure principle- principle of reality), psişik İşleyişi yöneten iki ilkedir. Birinci ilke, sınırsız ve engelsiz olarak zevk sağlama ve acıdan kaçınmayı (örneğin bebeğin anne memesini emme durumu), ikincisi ise zevk ilkesine, dış gerçekliğe uyum açısından zorunlu bir takım sınırlar getirmeyi öngörmektedir.
Öz Farkındalık Depresyonu
Öz Farkındalık Depresyonu
Bu kavram, Pyszcznski ve Greenberg tarafından ortaya atılan bir teorinin temelini oluşturmaktadır. Söz konusu teori (self-awareness theory of reactive depressiori), insanların öz saygılarını önemli ölçüde yitirdiklerinde içine düştükleri fasit daireyi betimlemektedir.
Öz saygı düzeyleri büyük ölçüde düşen, özel Öz farkındalıkları olumsuz bir renk alan kişiler, kendilerini giderek daha çok olumsuzlamakta, hemen hemen sabit bir özel benlik bilinci durumuna gömülmektedir. Bu durum, negatif duygulan yoğunlaştırmakta ve kişinin daha çok yıkılmasına yol açmaktadır. Bu kendine bakış stili, depresyonu artırmaktadır.
Bu kavram, Pyszcznski ve Greenberg tarafından ortaya atılan bir teorinin temelini oluşturmaktadır. Söz konusu teori (self-awareness theory of reactive depressiori), insanların öz saygılarını önemli ölçüde yitirdiklerinde içine düştükleri fasit daireyi betimlemektedir.
Öz saygı düzeyleri büyük ölçüde düşen, özel Öz farkındalıkları olumsuz bir renk alan kişiler, kendilerini giderek daha çok olumsuzlamakta, hemen hemen sabit bir özel benlik bilinci durumuna gömülmektedir. Bu durum, negatif duygulan yoğunlaştırmakta ve kişinin daha çok yıkılmasına yol açmaktadır. Bu kendine bakış stili, depresyonu artırmaktadır.
Sado-Mazoşizm
Sado-Mazoşizm
Sado-mazoşizm, bir tür cinsel sapkınlığı (perversion) belirtmek için, sadizm ve mazoşizm sözcüklerinden hareketle Freud tarafından türetilmiştir. Fransız yazarı (Marki de) Sade'ın adından esinlenerek türetilen sadizm terimi, diğerine acı vermeye bağlı bir cinsel doyum tarzını ifade etmektedir.
Avusturyalı yazar von Sacher-Masoch'un adından esinlenerek ortaya atılmış olan mazoşizm ise, acı çekmeye bağlı bir cinsel doyum tarzını ifade etmektedir. Her iki terim de 1886'da von Kraft-Ebing tarafından ortaya atılmıştır (Roudinesco ve Plon, 1997).
Freud bu iki terimi birleştirmiş ve sado-mazoşizmi, pasif olarak yaşanan, maruz kalınan acı ile aktif olarak başkasına verilen acı arasında karşılıklılık ve simetriye dayalı bir cinsel yaşam tarzının önemli bir yanı olarak ele almıştır. Freud, sadizm ve mazoşizmin aynı kişide birlikte bulunduğuna ve genel olarak sadizmin mazoşizme öncel olduğuna işaret etmiştir.
Sado-mazoşizm, bir tür cinsel sapkınlığı (perversion) belirtmek için, sadizm ve mazoşizm sözcüklerinden hareketle Freud tarafından türetilmiştir. Fransız yazarı (Marki de) Sade'ın adından esinlenerek türetilen sadizm terimi, diğerine acı vermeye bağlı bir cinsel doyum tarzını ifade etmektedir.
Avusturyalı yazar von Sacher-Masoch'un adından esinlenerek ortaya atılmış olan mazoşizm ise, acı çekmeye bağlı bir cinsel doyum tarzını ifade etmektedir. Her iki terim de 1886'da von Kraft-Ebing tarafından ortaya atılmıştır (Roudinesco ve Plon, 1997).
Freud bu iki terimi birleştirmiş ve sado-mazoşizmi, pasif olarak yaşanan, maruz kalınan acı ile aktif olarak başkasına verilen acı arasında karşılıklılık ve simetriye dayalı bir cinsel yaşam tarzının önemli bir yanı olarak ele almıştır. Freud, sadizm ve mazoşizmin aynı kişide birlikte bulunduğuna ve genel olarak sadizmin mazoşizme öncel olduğuna işaret etmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)